Hakkımda

about
Dr.Rıdvan YILDIZ

ÖZGEÇMİŞ

İzmir ili, Tire ilçesi, Kırtepe köyünde 12.03.1968 yılında doğdum. Daha ilkokula başlamadan ailemle birlikte İzmir Buca'ya taşındık. İlkokulu Buca'da 23 Nisan İlkokul’unda okudum. Daha sonra Manisa Turgutlu’da ortaokulu bitirdim ve arkasından tekrar Buca'ya gidip Buca Lisesi'nde okudum.

1985 Yılında yapılan üniversite sınavlarında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandım. Altı yıllık eğitim sonrası 1991 yılında mezun oldum. Gaziantep ili İslahiye ilçesinde yaklaşık bir buçuk yıl mecburi hizmet yaptıktan sonra, 1993 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde İç Hastalıkları İhtisasına başladım. İhtisasım devam ederken evlendim. 1997 yılında İç Hastalıkları Uzmanı olarak Trabzon ili Of ilçesi Devlet Hastanesinde çalışmaya başladım. Bir süre sonra aynı hastanede Başhekimliğe atandım ve yaklaşık olarak 5 sene başhekimlik yaptım. Başhekimlik dönemimde hastanenin yataklı tedavi hizmetlerine başlamasını sağladım. Ardından Manisa Devlet Hastanesi'ne tayin oldum ve daha bir yıl dolmadan 2003 yılında Kula Devlet Hastanesi’ne tayin oldum. Burada çalışırken 2005 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Nefroloji Bölümünde 3 aylık uzman hekim hemodiyaliz kursuna katıldım. Kurs dönüşü Kula Devlet Hastanesi Hemodiyaliz biriminin önce kurulmasını sağladım ve ardından istifa edene kadar bu bölümün başında kaldım. 2008 yılına kadar çalıştıktan sonra devlet hizmetinden istifa ederek tamamen özel sektöre geçtim. Özel sektörde gerek dâhiliye uzmanı ve gerekse hemodiyaliz sorumlu uzmanı olarak değişik merkezlerde çalıştım.

Bu arada 2014 yılı Nisan ayında Colon Ca (kalın barsak kanseri) oldum ve yapılan operasyon sonrası hastalığın evre 4 olduğu, periton denilen karın zarına yayıldığı anlaşıldı ve 12 kürlük kemoterapi önerildi. Ancak kemoterapinin nasıl yapılacağını öğrenmek için gittiğim hastanede asistan doktorun hastanın ben olduğumu bilmeden yüzüme karşı böyle bir hastanın 3-5 ay ancak yaşayabileceğini ama yine de kemoterapi verilebileceğini söylemesi, benim doktor olduğumu öğrenince yaşadığı mahcubiyet ve de o esnada içeri giren hocasına, ben bu kemoterapiyi yaptırırsam bu hastalıktan kurtulur muyum, yüzde kaç tedavi şansım var diye sorduğumda tıbbi onkolog olan hocanın %10 tedavi şansımın olduğunu ve bunun benim durumumda (ne demekse) %20 olabileceğini söylemesi üzerine daha öncesinden de yaptığım araştırmaları, yan etkileri göz önüne alarak kemoterapiyi kabul etmedim. Kendi araştırmalarım neticesi kemoterapi yaptırmamaya karar verdim ve çarenin bitkilerde olduğunu düşünüp bitkilere yöneldim. Lokman Hekim ölümün çaresini bitkilerde bulmuştu. Önceleri gerek hekim olan ve gerekse hekim olmayan kimselerden yardım aldım. Öyle ya ‘’denize düşen yılana sarılır’’. Kendimde bu konuda elimden geldiğince araştırmalar yapmaya başladım. Elime geçirdiğim hemen bütün Türkçe kitapları okudum, doğru dürüst bir netice alamadım. Ta ki Avusturya’lı kocakarı (bilge anlamında) Maria Treben’in kitabını buluncaya ve okuyuncaya kadar.! Zaten bitkisel ilaçlara (ürünlere) de kocakarı ilaçları denmiyor muydu? Arkasından yabancı yayınları da okumaya başlayınca kafamda bütün doktorluk hayatım boyunca oluşmuş olan soru işaretleri dağılmaya ve benim için giz olan bir çok konu aydınlanmaya başlamıştı. Tedavi anlayışım ciddi manada değişmeye başlamıştı. Bunun ilk semeresini kendi üzerimde aldım.

Bu arada tevafuk oldu 2016 yılında ülkemizde ilk defa Sağlık Bakanlığı'nın onayı ile Bezmi Alem Vakıf Üniversitesi Fitoterapi (bitkisel tedavi) merkezinde verilen sertifikalı eğitime katıldım. Resmi bir şekilde hastalıkların tedavisinde yardımcı tedavi yöntemi olarak Fitoterapi uygulayabilme sertifikası aldım.

Bundan sonraki gayem insanlara en umutsuz oldukları zamanlarda bile elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışmaktır. Unutmayalım ki her hastalığın bir devası vardır. Önemli olan onu arayıp bulabilmektir. Her hastalık iyileşebilir, ancak her hasta maalesef her zaman iyileşmeyebilir.